Arda Akçiçek, Araştırmacı/Türkiye Göç Araştırmaları Merkezi (TÜGAM)

Avrupa Birliğinin Yeni Göç Ajandası

Leyen’in göç konusuna, Avrupalı Yaşam Tarzının Korunması başlığı altında, Güçlü sınırlar ve göçe ilişkin yeni bir başlangıç altbaşlığı ile değinmiş olması ise bakış açısını özetler nitelikte.

26 Temmuz 2019, Cuma
- Avrupa Birliğinin Yeni Göç Ajandası

Almanya Federal Hükümeti’nin Savunma Bakanı Ursula von der Leyen, Avrupa Birliği (AB) Konseyi tarafından, 2 Temmuz 2019 tarihinde AB Komisyonu Başkanı adayı olarak gösterildi. Leyen, Avrupa Parlamentosu (AP) tarafından 16 Temmuz 2019 tarihinde, AB Komisyonu’nun ilk kadın başkanı olarak seçildi ve 2019-2024 yılları arasında görev yapmaya yetkilendirildi.

Leyen, ilk kadın AB Komisyon Başkanı olmasının yanında Almanya için de ilginç bir siyasi figür. AB Komisyonu’nun yeni başkanı, Almanya’nın en uzun süre bakanlık yapan isimlerinden biri. 2005’te Aile, Yaşlı, Kadın ve Gençlik Bakanı olan Leyen, bu tarihten itibaren 14 yıldır kesintisiz bakanlık yapıyor. 2009’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına getirilen Leyen, 2013’ten beridir de Almanya’nın Savunma Bakanı. Ekonomi ve tıp eğitimi alan almış ve 1990 yılından bu yana Almanya Hristiyan Demokrat Birliği (Die Christlich Demokratische Union Deutschlands – CDU) üyesi.

AB Komisyonu’nun yeni başkanı, 16 Temmuz 2019 tarihinde, AB için öngördüğü siyasi ajandasını açıkladı. Programında soyut konulara daha ilgi gösteren Leyen, Birlik için daha içe kapanık ve çekingen bir gelecek vizyonu öngörüyor. Kendi değişiyle, Birliğin kendini ve gücünü yeniden keşfi için içeride daha çok çaba gösterilmesi gereken bir beş yıllık dönem talep ediyor.

 

LEYEN’İN 2019-2024 VİZYONU

 

Leyen, AB Komisyonu’nun 2019-2024 yılları arasında altı temel başlıkta toplanan bir programı uygulayacağını vadediyor. Bu başlıkları, tüm AB ülkeleri için ortak bir çevre anlaşması, ekonominin sosyal yönlerine eğilen bir ekonomik gündem, dijital çağa uygun bir AB, AB yaşam tarzının korunması, Dünyada daha güçlü bir aktör olarak AB ve AB için yeni bir demokrasi anlayışı oluşturuyor. Programa bu haliyle bakınca, soyut bir söylemin ve sosyal konuların öncelendiği anlaşılıyor. Leyen’in iklim zararsız bir Avrupa, ekonomiye ilişkin sosyal adalet ve eşitlik vurguları, etik bir dijital alan vaadi, Avrupalı yaşam tarzı ve Avrupa değerleri gibi atıfları bu anlayışı güçlendiriyor. Mevcut kurumlar üzerinde küçük reform adımları atmak istemesi ise programını çekingen kılıyor. Genel olarak, Avrupa’nın önümüzdeki dönemde kendi içine daha çok kapanması ve kendi sorunlarıyla daha çok ilgilenmesi gerektiği yönünde bir izlenim veriyor.

 

YENİ BAŞKAN’NIN GÖÇE BAKIŞI

 

Leyen, programının geneline hakim olan anlayışı göç konusuna da yansıtmış durumda. Göç konusuna, Avrupalı Yaşam Tarzının Korunması başlığı altında, Güçlü sınırlarlar ve göçe ilişkin yeni bir başlangıç altbaşlığı ile değinmiş olması ise bakış açısını özetler nitelikte. Bu kapsamda sınır güvenliği ve iç güvenlik konularını bir arada değerlendiren AB Komisyonu Başkanı’nın, iç güvenliği Avrupalı yaşam tarzının korunmasının esas faktörü olarak gördüğü ve bunun, sınır güvenliğinin sağlanmasından geçtiğine inandığı izlenimi veriyor. Bu da güvenlikçi bakış açısının AB kurumlarına hakim olacağı tahminini kolaylaştırıyor. Diğer bir değerlendirmeyle önümüzdeki yıllarda Avrupa’nın uğraşması gereken sorunlarda kendi içinde bir hesaplaşmaya gitmesi gerektiği mesajını veriyor. Son dönemde yaşanan krizler nedeniyle, Avrupa’nın bir dağılma yaşadığı ve daha fazla içine kapanıp vizyonunu konsolide etmesi anlamına geliyor.

 

AB’NİN YENİ GÖÇ VİZYONU

 

Üye devletleri, göç ve sığınma konusunda yeni bir anlaşmaya ikna etmek için çaba sarf edeceğini belirten Leyen, daha güçlü dış sınırlar için Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı’na yatırım yapacağını ve 2027’yi beklemeden daimi birliklerin 10.000’e çıkarılacağını söylüyor.

Juncker’in tüm AB üyesi ülkeleri ikna etmekte başarısız olduğu ve sorun olarak miras bıraktığı Avrupa Ortak Sığınma Sistemi’nin kabul edilmesi için çaba göstereceğini belirten Leyen, sınır güvenliği ve Ortak Sığınma Sistemi’nin Schengen Bölgesi için oldukça önemli olduğunu ve yük paylaşımı konusunda yeni bir başlangıç yapılması gerektiğini dile getiriyor.

AB içindeki göçün Leyen yönetimi tarafından başka bir sorun alanı olarak görülmesi ve programa eklenmesi ise AB ülkeleri arasındaki göç hareketliliğinin önümüzdeki dönemde tartışılan başlıklar arasında olacağını gösteriyor.

Leyen, göç konusunda üçüncü ülkelerle işbirliğinin daha da güçlendirilmesi gerektiğini dile getirmekte. Bu, Türkiye ile varılan 18 Mart Mutabakatı’nın geleceği bakımından önümüze bir tahmin çıkarıyor. Mutabakatın devamına yönelik AB’nin girişimlerinin süreceği ihtimali göze çarpıyor. Bu kapsamda insani koridorların kurulmasını destekleyeceğini belirten Leyen’in en önemli vurgusu ise göçmenlere desteği ahlaki bir görev olarak kabul etmesi. Bu bağlamda Avrupa’yı kendi değerlerine saygı göstermeye çağırması ise ufak da olsa bir umut veriyor.

Bitnami